BU MAHMUT BAŞKA MAHMUT

 

 

            Eşim ve çocuklarım bir yakınımızın düğününe katılmak için Mersin’e gittiler. Evde yalnız kaldım…

            Aldığım ve okumaya fırsat bulamadığım onlarca kitap gözümün içine bakıyordu. Bana bağırıyorlardı:

— Bu fırsatı iyi değerlendir… Hepimizi oku bitir… Yeni kitaplar almadan biz okunmuş olmalıyız… Sen kitap almadan duramazsın…   

           

            Büyük bir hırsla okumaya başladım. Sabah saat altıda kalkıyor, saat sekize kadar okuyordum. Yarım saat içinde hazırlanıp okula gidiyordum.

            Saat 15.30 evde oluyordum. Gece saat bire kadar kitap okumaya devam ediyordum… Midemin “acım” diye bağırdığı bir zamanda yemek molası veriyordum…

            Kitaplar en iyi arkadaşım olmuştu.

            Zamanın nasıl geçtiğini bile bilmiyordum…

 

Bu gün okuldan geldim. Elimi yüzümü yıkayıp yatağımın üstüne uzandım.

            Sabah başucuma bıraktığım kitabı elime aldım… Kâhta ile ilgili bir resmi arasına koyduğum sayfayı açtım…

            Kâhta’ma olan tükenmeyen özlemimi bu sevdiğim resimden gidermeye çalıştım.

Gözlerim yaşardı… Sildim…

            Sabah bıraktığım yerden kitabı 0kumaya başladım.

 

            Yazarın akıcı üslubuna kendimi kaptırmışım. Saatler geçmiş, farkına bile varmamışım…

            Okuduğum satırların hüzünlü bir yerinde ara verdim… Bir sigara yakıp bahçeye çıktım…

            Güneş Lice’yi terk etmiş… Biraz daha beklersem çarşıda ne açık fırın ne de açık bir bakkal, market bulabilirdim…

 

            Hemen çarşıya gittim. Önce fırına uğradım. Son ekmeği çıkarmışlardı. Tezgâhta birkaç ekmek kalmıştı.

Bir ekmek aldım. Parasını ödedim. Kâğıda sardım…

Marketten dönünce almak üzere bir kenara bıraktım…

 

            İhtiyaçlarımı karşıladıktan sonra fırına döndüm. Üç tim fırında beni bekliyordu.

Fırıncıdan ayırdığım ekmeği istedim. Timin biri, elindeki komando bıçağı ile oynarken sordu:

            — Bu mu ekmek sahibi?

            Fırıncı kekeleyerek:

     Evet, ağabey, dedi.

 

            Üç tim, avını bekleyen atmacalar gibi bana bakıyorlardı. Bakışları o kadar rahatsız edici, küçümseyici bir hal aldı ki dayanamadım:

— Ekmeğimi verir misin? Zamanım yok.

— Fırıncının yüzüne baktım. Sapsarı kesilmişti. Konuşmuyordu. Kulakları beni sanki duymuyordu… Belki duyuyordu da timlerin korkusundan cevap vermiyordu… Parasını ödediğim ekmeğimi vermiyordu.

 

Timin biri aşağı sarkık bıyığına elini götürdü:

— Bizim aradığımız Mahmut bu Mahmut değil! Başka Mahmut! Aradığımız Mahmut’u birkaç kez işkence tezgâhından geçirdik. Yine bildiğini yapıyormuş. O Mahmut olsaydı şimdi Lice’nin alt tarafına götürür, beynine kurşunu sıkardık. Teröristler öğretmenimizi şehit etti diye haberini yayınlatırdık…

 

            Canım iyice sıkıldı. 

Ekmeğimi bir daha istedim:

            — Ekmeğimi verir misin?

            Ölümden döndüğümden dolayı fırıncı rahatlamış olacak ki bu sefer ekmeğimi hızlıca verdi.

Ekmeği alır almaz oradan uzaklaştım…

 

 

            İsim benzerliğinden dolayı beni dört gözle beklemişlerdi…

Aradıkları Mahmut öğretmen başka Mahmut öğretmenmiş…

Aradıklarını bulamayınca çok üzülmüşlerdi…

 

Lice sokakları hızla boşalıyordu. Karanlık basmadan eve doğru yürüdüm. Yürürken düşünüyordum. Kafasına kurşun sıkmak için kimi bulacaklardı…

            Öldürmeye alışmışlardı.

Öldürmeden duramıyorlardı.

 

            Sabah okula gidince benden başka Mahmut öğretmenin kim olduğunu araştırmaya başladım. Ben Lice’ye gelmeden o Mahmut tayinini çıkartıp buradan gitmiş…

            Tayini çıktı gitti diyen öğretmen arkadaş bana sordu; ne düşünüyorsun:

            Düşünmeden cevap verdim:

— Darısı bu Mahmut’un başına…

 

 

YIL 1992

0 Paylaşımlar

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir