MAZİYE YOLCULUKLAR – 100 – CADDELER

MAZİYE YOLCULUKLAR – 100

 

CADDELER

 

 

Dılo dılo caddeler,

Kenan Evren yürek rendeler…

Kan ağlarken Kâhtalım,

Demirel kiri perdeler…

 

            Caddelere yeni isimler verilecekmiş…

            Ayağımda ucuz lastik ayakkabılar, üzerimde kara önlük, Kubilay İlkokulu’na giderken, bizim sokaktan caddeye çıkardım.

Bu caddenin adı Şeğbaba caddesiydi.

            Fırtınalı gençliğimizin meskeni Hastane caddesiydi.

Bu caddeye karayolu da derdik…

 

            Hastane caddesi dilin olsa da konuşsan, sen düşlerimizin tanığısın…

Sabahlara kadar ırgat Kâhtalımın, işsiz Kâhtalımın, okuma olanağı bulamayan Kâhtalımın, sağlık hizmetlerinden yararlanamayan Kâhtalımın derdine derman olacağını sandığımız teorileri tartışıp duruyorduk…

 

            Belediye başkanı seçilenler, gömlek değiştirir gibi cadde isimlerini değiştiriyorlar… Belediye başkanlığı koltuğu, cadde değiştirme koltuğu olmuş…

            İsim değiştirmek en kolay, en zahmetsiz iştir…

 

            Liste yazılır. Belediye meclisine sunulur:

— Kabul edenler!

— Kabul edilmiştir!

Caddenin adı değişir, kaderi değişmez.

Tozdur, topraktır… Kaldırımlar, işi kırık esnafın işgali altındadır.

Caddenin sağı solu arabalarla doludur. Yol bir sokağın genişliğinde bile değildir… Cadde, dar sokağa dönmüştür…

 

Kendi kendime soruyorum:

            Kâhtalıların yarısını işkenceden geçirten Kenan Evren ismi caddemizi kirletirken, neden bir itiraz edeniniz olmadı?

            Süleyman Demirel ismi caddemizi kirletirken, neden bir itiraz edeniniz olmadı?

Isparta Paris olurken, Kâhta koca bir köy olarak kalmadı mı?

 

Ben, doğduğum toprakları çok seviyorum. Kâhta sevdalısıyım. Kâhta’ya bir çivi çakan, hizmet eden hangi dinden, hangi ırktan olursa olsun saygı duyarım.

Kâhta’ya, Kâhtalılara zarar veren kim olursa olsun, kellemi alacaklarını bilsem şiirlerimle, yazılarımla döverim…

 

Benim düşünceme göre bir ilin, bir ilçenin sokaklarına, caddelerine verilen isimler önemlidir.

Bir ilçede sokağa, caddeye şahıs adı verilecekse, o kişinin o ilçeye büyük hizmetler yapmış, ilçenin adını onurlandırmış olması gerekir.

 

İsim vermek, o kişiyi yaptığı hizmetlerinden dolayı onurlandırmaktır… Teşekkür etmektir. Saygıyla anmaktır.

O ilçede doğan çocuklara örnek kişi olarak göstermektir.

O çocukları ilçelerinde yetişen güzel insanlara özendirmektir…

 

Bir siyasetçi ne kadar dürüst olursa olsun, ilçemize faydası olmamışsa neden adını caddelerimize verelim.

Bir belediye başkanı ilçeye yararı dokunmamış kendi partisinin liderinin ismini bir caddeye ne hakla verir?

Kim partisinin liderini çok seviyorsa, çocuklarına liderinin ismini versin.  

 

Caddedeki direklere bir elektrik ampulü bile takmamışsa, ben senin liderinin adını caddelerimde görmek istemem.

Hizmetini görmediğimiz, bizim ilçe için mücadele etmemiş, ilçemizin adını yaptığı edebi, sanatsal, bilimsel çalışmalarla onurlandırmamış kişilerin adını ilçemizin caddelerine niye verelim…

 

Köylü:

— Ağam bizim köye bir ilkokul yaptır. Çocuklarımız cahil kalmasın.

Ağanın cevabı netti:

— Sizin çocuklar okusunlar da komünist mi olsunlar?

            Köylü susmuştu.

            Bu ağanın adını caddelere vermek halka hakarettir…

 

            Urfalı bir ağa, okul isteyen köylülerine şöyle demişti:

— Sizin çocuklarınız okursa kim bize çobanlık yapacak…

Bu isim caddelere verilmez…

 

            Sen hangi isimleri öneriyorsun diye soracak olursanız, aklıma ilk gelen birkaç kelime söyleyeyim: Sevgi Caddesi, Şefkat Caddesi, Dostluk Caddesi, Vefa Caddesi, Umut Caddesi, Onur Caddesi, Demokrasi Caddesi, Özgürlük Caddesi, Birlik Caddesi, Kardeşlik caddesi, Eşitlik Caddesi…

 

            Çocuklarımız Sevgi, Şefkat, Dostluk, Vefa, Umut, Onur, Demokrasi, Özgürlük, Birlik, Kardeşlik, Eşitlik kelimeleri ile büyür, içi boşaltılmamış bu kelimeleri ilke edinirlerse, birer güzel insan olurlar… Bizler bu kelimeleri kendi hayatımızda uygulamak için gayret gösterme gereği duymalıyız…

             

            Kâhta’ya, Kâhtalıya hizmet aşkıyla, heyecanıyla yöneticilik koltuğuna oturanlar, başarılı olabilirler… Halkın sevgisini kazanırlar…

 

            Koltuk sevdalısı yöneticiler başarılı olamazlar…

Unutulup giderler…

 

            Bence önemli olan bu gök kubbede temiz bir isim bırakmaktır.

            Sevgili Yunus Emre ne güzel söylemiş:

 

            Mal sahibi mülk sahibi,

            Hani bunun ilk sahibi…

0 Paylaşımlar
Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir