MAZİYE YOLCULUKLAR – 84 – KURU YAPRAĞI SEVMEK

MAZİYE YOLCULUKLAR -84

 

KURU YAPRAĞI SEVMEK

 

Yan bugün, duygu yüklü saf yüreğim yan!

Başına taç yaptığın, duygusuz kuru yapraktır kayan…

Aynı dal, aynı gövde, aynı kök, aynı toprak olsa da geldiğiniz yer, sensin safım duygusuz kuru yaprağı çıkarsız sevip sayan…

 

İzle gör, oku öğren, tek taraflı sevgi her ömre ziyandır ziyan…

Başındaki, göğsündeki kıllar karın rengine büründü; hala öğrenemedin mi kurumamış güldür etrafa mis kokular yayan…

Karadeniz’in hırçın dalgalarında sevgiyi hamsiye yedirmiştir; güzelliğe acımasızca kıyan…

 

Kış bugün, duygu yüklü saf yüreğim kış!

Kâhtalı sıcak demirci yetim Mustafa Usta’nın ocağına düş…

Cendere Köprüsü civarında getirilen, iki katır yükü meşe odununun közlerinin alevinde piş…

 

Sevgiyi büyüttüğün yüreğinin tam ortasından geçir; al güle dönmüş on şiş…

Güneşim, ayım dediğindir yüreğini lime lime eden diş…

Başına taş yağsa da şaşırma, üzülme, ağlama deme bu ne iş…

Öyle bir zamana düştün ki; tuzu bile kokuttu gidiş…

 

Dolaş bugün, duygu yüklü saf yüreğim dolaş!

Bahaneler dağında, çatılırsa çatılsın kaş…

Kılıbıklar bağında, atılırsa atılsın taş…

Vefasızlar saltanatında, kurbanlar arasına kesilip atılırsa atılsın baş…

Üzülme, efkârlanma sen, yalanın kucağına yatılırsa yatılsın arkadaş…

 

Çarp bugün, duygu yüklü saf yüreğim çarp!

Yüreğimin parçası dediğin duygusuz kuru yapraktır, seni eden darp…

Güneş’e anneyse her gün şark, taşsız mezardır garp…

Diyalektiğin seminerini verdin onlarca kez; zıtların birliği varsa kesintisiz sürer harp…

 

Nasır bağla bugün, duygu yüklü saf yüreğim nasır!

Gözyaşlarını içine akıt, tutuşsa da göğsünün solundaki kasır…

Değer verdiğin bilmiyorsa değerini, ne yollarına gül yaprağı serp, ne halı ser, ne de hasır…

Tertemiz duygularını isyana kaldırır, musalla taşında küfür ettirir bu asır…

 

Sevgiyi tart bugün, duygu yüklü saf yüreğim tart!

Karşılıksız sevenlerin yüreğinde, kazma kürek yaktırır mart…

Sevginin şelale olduğu yüreklere, saygı şart…

Acıma duygusuz kuru yapraklara, ilk saniyede çıkar, göster kırmızı kart…

Selamsız geçiyorsa kapından, ver çocuklara harçlık, bağırt arkasından: Cart!

 

Net ol bugün, duygu yüklü saf yüreğim net!

Doğduğun günden bugüne kimseye borçlu kalmadın, el açmadın, yalvarmadın, tatlı canın için bile etmedin minnet!

Karşılıksız seveceğim diye kimseye vermedin senet…

Kopar ipini at Fırat’ın kanlı sularına, o sağ sen selamet…

0 Paylaşımlar

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir