MAZİYE YOLCULUKLAR – 178/ BU DEVRİMCİLER FAŞİSTMİŞ

MAZİYE YOLCULUKLAR – 178

BU DEVRİMCİLER FAŞİSTMİŞ

Baba, bu devrimciler faşistmiş…

Yemin ederim ki bilmiyordum…

Meğer kızıl renklerinin altında ve yüreklerinde kapkara hayalleri varmış…

Irkçılarmış…

Tekçilermiş…

Tetikçilermiş…

Irkçı darbecilerin piyonları, uşakları olduklarını bilmiyordum…

Yemin ederim ki baba, bilmiyordum…

Ben, bilerek darbecilere uşaklık yapar mıyım?

Dünyayı verseler, senin oğlun bilerek kimsenin piyonu olur mu?

Baba, senin oğlun hiç ırkçı olur mu?

İnsanların kavimler halinde yaratıldığını sen bize kaç kere anlatmıştın; hiç unutur muyum?

Hiç kimseyi öteki görmem, göremem…

Baba, senin bana verdiğin terbiye, insanları hor görmek, öteki görmek düşüncesine müsaade etmez… İnsanları hor görmek, kişilik bozukluğunun yansımasıdır…

Baba senin şu sözünü ilke edindim:

— Soframız insan olan herkese açıktır.

Kara vicdanlı, kızıl maskeli faşistleri devrimci insanlar sanmıştım…

Devrimci geçinen faşistlerin, kan emici vampirlerin avukatları olduğunu bilmiyordum…

Herkesin gönlünden geçenler, şeritler halindeki reklâm gibi kendi alınlarına yansısaydı, ben hiç yanılır mıydım?

Daha ilk gün ırkçı olduklarını alınlarında okur, evimin eşiğine ayak bastırmadan kovardım…

Arkalarına okkalı bir tekme indirmeyi de ihmal etmezdim…

Devrimci geçinen faşistlerin yazdıkları ve söyledikleri hep palavraymış…

İnan ki baba, palavracılar arasında yarışma yapılsa, bunlar şampiyonluğu kimseye bırakmazlar…

Dünya’da palavra şampiyonu olurlar…

Baba beni af et…

Bütün samimiyetimle itiraf ediyorum: Kandırıldım…

Dilleri, maskeleri, takiyyecilikteki hünerleri ve benim çocukça saflığım, bilinçsizliğim, delikanlılık heyecanım beni kahpe tuzağa düşürdü…

Bu ülkede sağcıların, solcuların, ırkçıların ve dincilerin takiyyecilikteki hünerleriyle Dünya şampiyonluğunu kimseye kaptırmayacak kadar usta olduklarını bilemezdim…

Ülkemizde siyasetin yalan üzerine kurulduğunu bilmiyordum…

Takiyyeciler cennetinde doğmuşuz…

Dertlere boğulmuşuz…

Seni çok üzdüğümü biliyorum…

Bin kere özür diliyorum…

Bağışla beni babacığım…

Baba, şunu da bil ki; ikiyüzlülüklerini göremeyen yalnız ben değildim…

Ben çocuktum…

Bilinçsizdim…

Saftım…

Hayallerimi gerçekleştirmek için yanlış adamların peşinde koştum, gittim…

Benden büyük ve çok okumuş insanlar da bunlara inanmıştı…

O çok okumuşlardan önce riyakârların ırkçı maskelerini gördüm, ayrıldım…

Benden büyük ve çok okumuş bazı insanlar, benden çok sonra ayrıldılar…

Sahtekâr şeyhin etrafında o günlerden kalan müritler, birer robota dönüşmüşler…

Sahtekâr şeyhin düşüncelerini papağan gibi tekrarlayıp duruyorlar…

Yani sahtekâr şeyh teorisyen, papağanlar solisttir…

Ağız papağanların, dil sahtekâr şeyhindir…

Devrimcilik adına 1970 yıllarında okulu bırakan Dersimli Zaza Kürt, şeyhinin emriyle bu gün Zaza- Türkçü olmuştur…

Kürt olanlar Kürt-Türkçü olmuşlar…

Çerkez olanlar Çerkez-Türkçü olmuşlar…

Boşnak olanlar Boşnak -Türkçü olmuşlar…

Laz olanlar Laz -Türkçü olmuşlar…

Arap olanlar Arap -Türkçü olmuşlar…

Arnavut olanlar Arnavut -Türkçü olmuşlar…

Aralarında kaç kişisi Türk-Türkçü diye sorarsan, inan ki bilmiyorum baba… 1970’li yıllardan beri aralarında değilim, bilmiyorum…

Yazdıklarını okuyorum… Yaptıklarını izliyorum…

Palavralarına devam ediyorlar: On adamla yürüyüş yapsalar, on bin halk yürüyüş yaptı, diye sunuyorlar…

On kişinin elindeki kendi flamalarını gösteriyorlar…

Baba senin anlayacağın bunların flamaları var, arkalarında halk yok…

Ortaya sürdükleri arayışta olan iyi niyetli gençlere de acıyorum…

Bu ülkenin gençlerini çıkarları için ekmek peynir gibi harcayan herkese yazıklar olsun…

Hitler’in, 1939 yıllarındaki bir konuşmasında kendine örnek aldığını söylediği İttihatçıların, devrimci maskeli torunları olduklarını bilmiyordum…

Talat Paşa’dan daha ırkçı olduklarını bir gün olsun söylemediler…

İzmirli Gazeteci Hasan Tahsin’in eli kanlı katiller çetesi dediği Talat Paşa ve adamlarını bu son yıllarda açıkça savunmaya başladılar…

Azerbaycan’daki kirli ilişkileri basına yansıyan Kürt düşmanı general eskisi ile ilişkileri, bu yeni rotalarının çiziminde etkili olduğu düşüncesindeyim…

1968 yılından beri sahtekâr şeyhin gemisinin kaç kere rota değiştirdiğini herkes biliyor…

Limanlar çıkar limanıdır… İmanlar tenekedir…

Böyle olduklarını önce bilmiyordum…

Baba sen beni af edebilecek misin?

“Bir ağaç gibi hür, bir orman gibi kardeşçesine,” bir Dünya hayal etmiştim…

Yaşadığım coğrafyada her dinden, her mezhepten, her soydan, her renkten, her cinsiyetten insanların kardeşçe bir arada yaşamaları gerektiğine inanıyordum…

13–14 yaşlarımda bu düşüncelerim için mücadele etmeye karar verdim…

Bir devrimcinin ırkçı olabileceğini hiç düşünemedim…

“Benim ırkım en üstün ırktır” düşüncesini gizleyerek dergilerinde, gazetelerinde “Dünya’nın bütün işçileri birleşiniz” diye yazıyorlardı…

Konuşmalarımızda “Dünya’nın bütün işçileri kardeştir” diyorlardı…

Ben de saf saf inanmıştım…

Kendimi “Benim ırkım en üstün ırktır” düşüncesini gizleyen bu devrimci geçinen faşistlerle kardeş sanmıştım…

İtiraf ediyorum: Beni ve benim gibi iyi niyetli insanları kandırmışlar…

Bir müride dönüşmeden ayrıldığıma seviniyorum…

Sınıfsız, sömürüsüz bir Dünya hayal etmiştim…

Feodalizmin ne olduğunu doğduğum topraklarda gözlerimle görmüştüm…

Bir avuç insanın devletin desteğini arkasına alarak ilçenin tüm halkını küçümsediklerini, horladıklarını gözlerimle görmüştüm…

Haksızlık yaptıklarına tanık olmuştum…

Delik ceplerimizle okula gittiğimiz o günlerde, kâğıt para harçlığı hayal bile etmediğimiz ortaokul öğrencisi olduğumuz o günlerde, bunların çocukları babalarımızın cebine hiç girmemiş destelerle parayı, sınıfta bir ceplerinden diğer ceplerine aktarırlardı.

Bize para göstererek farklı olduklarını gösterirlerdi…

Bizden üstün olduklarını anlatmaya çalışırlardı…

Biz halk çocukları çalışkan, sınıfımızdaki feodal çocukları ders çalışmaya ihtiyaç duymadıklarından tembel tenekelerdi…

Çalışkanlığımızı destelerle para göstererek gölgelemeye çalışırlardı…

Haksızlığı yaşıyordum, yaşıyorduk, görüyorduk…

Feodalizme karşı olmamak benim için onursuzluktu…

Feodalizme karşı tavır koydum…

Devrimci maskeli faşistler feodalizme karşı olduğunu söylüyorlardı…

Gazetelerinde, dergilerinde feodalizme karşı olduklarını yazıyorlardı…

Yalan söylemişler, yalan yazmışlar…

İttihatçıların Anadolu ayağında feodalleri görüyoruz…

Bizim ilçenin feodalleri ittihatçılar adına çok kan dökmüşler…

İttihatçıların katliamından kurtulanların tanık ifadelerini yayınladım; bizim feodallerin yaptıklarını, servetlerinin kaynaklarını kitaplarda okuyoruz…

Devrimci maskeli faşistler feodalizm konusunda da yalan söylemişler…

Bizi kandırmışlar…

Sınıfsız, sömürüsüz bir Dünya’da yaşamayı özlüyorsak, kapitalizme karşı olmak zorundayız…

En ucuz emeğin olduğu ülkemde, ben de kapitalizme karşıydım, karşıyım…

Devrimci maskeli faşistler, kapitalizme karşıyız diyorlardı…

Sözde sosyalizmi savunuyorlardı…

O günlerin gençliğinin sosyalist düşünceye sıcak yaklaşımından faydalanmışlar… Sonradan meydana çıktı…

Sosyalist ırkçı olamaz…

Ben sosyalistim diyenler ırkçılık yapıyorsa onlar sahtekârdır…

Ortalık sahtekâr kaynıyor…

Kapitalizme karşı oldukları da yalanmış…

Bu gün savundukları İttihatçıların dün ne yaptıklarına bakalım…

İttihatçılar, bu ülkenin gayrimüslim yurttaşlarını öldürdüler…

Mal varlıklarını gasp ettiler…

Sermaye kanlı bir şekilde el değiştirdi…

Yeni kapitalistler türedi…

Bakın çoğu holdingin sermayesine 1915’i görürsünüz…

Sonraki gelişmeleri görürsünüz…

Varlık vergisini görürsünüz…

5–6 Eylül 1955 olaylarını görürsünüz…

Baba, beni af et!

Devrimci maskeli faşistlerden uzak duracağım…

Darbeci, faşist zihniyetlere hizmet eden hiçbir eyleme katılmayacağım…

Katilleri kahraman gösteren palavracılara selam bile vermeyeceğim…

Hiçbir kulun hakkına el sürmeyeceğim…

Dili, dini, rengi, cinsiyeti ne olursa olsun kul hakkına el sürmek isteyenlere alet olmayacağım…

Boğazımdan haram lokma geçmeyecek…

Ülkemin ve ülkemin insanlarının mutluluğunu, huzurunu savunacağım…

Hiçbir ülkenin maşası olmayacağım…

Çeşitli maskeler takarak bir ülkenin maşası olarak, başka ülkelere düşmanlık yapmayacağım…

Doğduğum toprakları sevmeye devam edeceğim…

Dili, dini, mezhebi, rengi ne olursa olsun adam gibi adamlara, kendini taşımasını bilen bayanlara saygı duymaya devam edeceğim…

Herkesin inancına saygı duyacağım…

İnandıkları gibi yaşamalarını savunmaya devam edeceğim…

Hiçbir insanın yaşam tarzına karışma hakkımın olmadığını bilerek, her yaşam tarzına saygı duyacağım…

Bir çevreci olarak doğanın korunmasını savunacağım…

Özgürlüğümün, başkasının özgürlüğünün sınırı olduğunu bilerek yaşamıma devam edeceğim…

Kimsenin özgürlüğümün sınırından içeriye girmesine müsaade etmeyeceğim…

Baba, sana bir daha söz veriyorum: Haklarını bilen, savunan, özgür bir birey olarak yaşamaya, adam gibi adam olmaya çalışacağım…

Ne mutlu insanım diyene…

 

 

0 Paylaşımlar

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir