MAZİYE YOLCULUKLAR – 213 / OSMAN PAŞA -2

MAZİYE YOLCULUKLAR  – 213

 

OSMAN PAŞA -2

İTTİHAT VE TERAKKİ CEMİYETİ ZORBALIĞI

İttihat ve Terakki Cemiyeti, II. Abdülhamit’in muhalifleri ile işbirliği yaparak 1908 yılında II. Meşrutiyeti ilan etti. II. Abdülhamit tahttan indirildi. İttihatçılar tarafından desteklenen Sultan V. Mehmet Reşat 1909 yılında Osmanlı tahtına oturtuldu.

İttihat ve Terakki hükümeti, Abdülhamit döneminin yöneticilerini tasfiye etmeye, kendine yakın gördüğü kadroları göreve getirmeye başladı. İttihat ve Terakki kadrosu çeteci bir zihniyete sahipti. Suikastlarla iktidar oldu. Aynı zihniyetle hükümetini sürdürdü. Hükümet ettiği yıllarda Anadolu halkını katliamlardan geçirdi.

İttihat ve Terakki hükümeti, Balkan savaşları ile Osmanlı topraklarının bir kısmının yitirdi. 1. Dünya Savaşı’na Almanların teşviki ile girerek Osmanlı İmparatorluğunun dağılmasına sebep oldu. 1910 yılında Osman Paşa’nın tutuklanması olayı İttihat ve Terakki hükümetinin kadrolarını oluşturmanın bir devamıdır diye düşünüyorum.

Osman Paşa’nın zabıta memurluğu, 1910 yılının başında (Mart-Nisan) sona ermiştir. Özellikler Fato Hanımın geliştirdiği muhalefet, sürekli yazdığı şikâyet dilekçeleri, İttihat ve Terakki hükümetinin Abdülhamid’in kadrolarını tasfiye düşüncesi birleşince, Osman Paşa Nahiye müdürlüğü görevinden alınıyor.

OSMAN PAŞA DÖNEMİ

Mirdes Nahiye müdürlüğü, Mirdes Aşireti ile Gevoz Aşireti arasında 40 yıl (1870–1910) siyasi çekişme konusu olmuştur. Gevoz Aşireti siyasi üstünlüğü 40 yıl elinde tutmuştur.

Mirdes Nahiyesi idari statüsünü (1897–1898) yılına kadar devam ettirir. 1898 yılında Mirdes Nahiyesinin ismi Tokaris olarak değişir. 1910 yılında ise Mirdes Nahiyesi, Tokaris Nahiyesinden ayrı olarak yeniden oluşturulur.

Osman Paşa, Mirdes Nahiye müdürlüğü yaptığı dönemde Gevoz Aşireti lideridir. Gevoz Aşiretinin nüfusu,  Kâhta Kazası ve çevresinde bulunan Rişvan, İzol ve Mirdes Aşiretlerinin nüfusundan daha azdır. Buna rağmen Osman Paşa Kâhta Kazası yönetiminde daha etkili olmuştur.

Bu durum, yöredeki ağaların Osman Paşa’ya karşı ittifak yapmasına neden olmuştur. Osman Paşa ile Fato Paşa arasındaki siyasi rekabette, bu ağaların bir kısmı gizli, bir kısmı açık şekilde Fato Paşadan yana tavır almışlar.

OSMAN PAŞA VE BUCAK AŞİRETİ

Osman Paşa ile Bucak Aşireti arasında akrabalık ilişkisi bulunmaktadır. Osman Paşa’nın eşi Rahime Hanım, o dönem Bucak Aşireti lideri olan Cudi Paşa’nın kız kardeşidir. Osman Paşa’nın annesi Fatma Hanım da Bucak Aşiretine mensuptur.

Siverek’te büyük bir siyasi güce sahip olan Bucak Aşireti, enişteleri Osman Paşa’ya destek olmuşlardır.

Diyarbakır’ın önemli aşiretlerinden, Osmanlı padişahlarının her zaman yakın dostu olmuş Cemil Paşazadelerin de Osman Paşa ile yakın ilişkileri olduğu söylenmektedir.

OSMAN PAŞA İLE BERSOM AĞA

1915 Ermeni soykırımı döneminde Osman Paşa Nahiye müdürü değildir.

Osman Paşa’nın kendi idari bölgesindeki Ermenilerle iyi ilişkileri olduğu bilinmektedir.

1915 yılında Kâhta Kazası savcılarından, yirmiden fazla köyün sahibi Bersom Ağa, tehcir diye ölüm yolculuğuna çıkarılır.

Bersom Ağanın 14 yaşındaki yeğenlerinden Minas, Bersom Ağanın yanında, kafilenin içindedir.

Minas, bu ölüm yolculuğundan sağ kurtulan nadir kişilerden biridir. 14 yaşında olan Minas’ın boyu çok kısadır. Kısa boylu olması, kendisini ölümden kurtarmıştır. Yıllar sonra yakın çevresine bu ölüm yolculuğunu anlatır.

Ben bu tarihi olayı size canlı tanık Minas’tan aktarmak istiyorum:

Narince’de Bakırcılar ailesini ayrı, öbür Ermenileri ayrı tutuyorlardı.

Tehcirden önce tüm erkekleri topladılar. Götürüp yol yapımında çalıştırdılar. Aç susuz günlerce amelelik sürdü. Sonra Cendere köprüsü ile eski Kâhta arasındaki bir yamaçta, kendilerine büyük çukurlar kazdırdılar. Çukurların kenarına topladıkları bu insanları kurşuna dizdiler. Kazdıkları çukurlara attılar. Üstlerini toprakla örttüler.

Ölümden döndükten yıllar sonra, bazı tanıdıklarla o yamaca gittim. Yıllarca yağan yağmur sularının etkisiyle, çukurun üstündeki topraklar yamaçtan aşağı doğru akmıştı. Öldürüp çukura attıkları insanların kemikleri meydana çıkmıştı. Çıkan kemikleri görünce o günleri yeniden yaşadım.

Kafilenin yolculuğuna geri döneyim.

Narince’de toplananların sayısı aşağı yukarı 500 kişi kadardı. Kafilenin basındaki sorumlu kişi, Emin Ağanın oğlu Nuri Ağa’ydı. Onun dışında Ağaların hizmetkârları ve 15 kadar Jandarma vardı.

Kafile Narince’den hareket etti.  Serice köyü üzerinden Tokaris Nahiyesine vardık. Kaniya Mezin dedikleri çeşmenin yanındaki çınar ağaçlarının yanında durduk.

Yanımıza Osman Paşa geldi. Bizi öyle görünce üzüldü. Sitem etti:

— Maşallah Maşallah Bersom Ağa! Niye eve gelmiyorsunuz?  Buralarda duruyorsunuz?

Bersom Ağa:

— Osman Paşa diwen ciye Qereciya sere Kaniyane, niva mal li mera nabin. (Derler ki Çingenelerin yeri pınar başıdır. Artık bize ev olmaz.)

Nahiye müdürlüğü İttihat ve Terakki çetelerince elinden alınan Osman Paşa üzgün bir şekilde cevap verdi:

— Bersom Ağa artik bizim elimizde de bir şey yok.

Amcam Bersom ile Ağa Osman Paşanın arası çok iyiydi. Oturup sohbet ettiler.

Osman Paşa eve döndü. Bir müddet sonra tüm kafile için yemek yaptırıp bize getirdi.

Yemeklerimizi yedik. O geceyi orada geçirdik. Ertesi gün hareket ederek Fırat kenarındaki Merdi Köyüne vardık.

 

YÜZ YILLARIN TOKARİS’İ AKINCILAR OLDU

Ülkemizdeki yerleşim birimlerinin isimlerini değiştirmek, ırkçı uygulamaların en görünürlerindendir.

Kâhta köyleri ve beldeleri, yüzyıllardan beri kullandıkları isimlerini, bir emirle kâğıt üzerinde yani resmiyette kaybetti.

Tokaris Nahiyesine de Akıncılar ismi verildi.

Halk, kendi köylerinin eski adını kullanmaya devam ediyor.

Akıncılar Nahiyesine 1997 yılında belde statüsü verildi.

Fato Paşa ile ilgili bir yazı yazmayı düşünüyorum.

 

BELGELER

 

BELGE:

Ma’muratülaziz Vilayeti

Mektubi Kalemi

Mabeyn-i Humayun Cenab-ı Mülükane Baş Kitabet-i Celilesine

Devletlü Efendim Hazretleri

Malatya Sancağına mülhak Kâhta Kazası dahilinde vaki’ seksen kadar karayi havi bulunan Mırdesi (Mırdes) nahiyesinin umumen Ekrad ve aşayirden ve emsallerine nisbeten ahali metbaadan oldukları ve şimdiye kadar camileri bulunmadığı halde bu kere saye-i seniye-i cenab-ı mülükanede nahiye-i mezbure hanedanından Sefer Ağazâde Osman Ağa tarafından Tokaris nam kariyede mutasarrıf olduğu mülk derununda kâfe-i levazıma mesarifatı kendi tarafından bit-tesfiye kargir duvarla muhat cisim bir havlu ensalında bir bab mekteb-i şamil … biruni dört yüz cemaat-ı İslamiyeyi istiab eder. … muntazam bir cami-i şerif inşa kılınıp ahaliye imamet ve hitabet ve etfale talim-i kıraat ve kitabet içinde ulemadan bir zat celb edilmiş. … muma ileyhuma tarafından arazi ve değirmen vakf edilmiş oluğu mahalinden bamazbata işrar kılınmış ve bu iki ehli hamiyete şu asar-ı gayriyeleri ile o havalide ahali-i islamiyenin meabid-i şerifede feraiz-i fuyuzan karin-i diyanet-i mukaddeseyi eda etmelerine ve evlad-ı Ekradın beher … talim ve terbiye olmalarına hizmet etmeleri bil-vücu şayan-ı takdir bulunmuş olduğuna ve zaten bunların ve hususen Sefer Ağazâde Osman Ağa’nın ve öteden beri ğıdemat-ı müfterhire-i hükümette dahi hemişe hüsnü mesaileri meşhud … binaen saye-i meal-i vaye-i hazreti padişahide kendilerine nişane-i mükafat ve emsaline de mucid-i teşvikat olmak üzere akdimce Canib-i bab-ı aliyede arz olunduğu vecihle mumaileyhumadan Sefer Ağazâde Osman Ağa’ya kapucubaşılık rütbesi tevcihi ile …ve inayet buyrularak her ikisinin de taltif ve tesrirleri muktaza-i şan-ı ali bulunmuş olmağın ol babda emr u ferman menlehul emrindir. 24 Zilkade 1308 – 18 Haziran 1307

Ma’muretülaziz Vilayeti Valisi

Abdülhalık En-Nasuhi

 

BELGE:

Bâb-ı Âlî

Dâire-i Sadâret

Âmedî-i Dîvân-ı Humâyûn

Devletlü Efendim Hazretleri

Kâhta Kazası kaymakamı Mustafa Efendi ile hanedan-ı mahalliyeden Sefer Ağazâde Osman Ağa’nın eşkıyayı meşhureden İbrahim Ağa oğlu Mustafa ile şirkesinden Memo Osman’ın hayyen derdesti emrinde müşahit olan ekdam ve gayretlerinden dolayı efendi-i mumaileyh Osman Ağa’ya kapucubaşılık rütbesi tevcihi hakkında Ma’muret’ül-aziz Vilayeti’nden keşide olunan iki kıt’a telgrafnâme leffen arz ve takdim kılınmakla ol babda her ne vecihle emir ve hazret-i padişahi müteallikveşeref-südurbuyurulur ise mantuk-ı alisi infaz edileceği beyanıyla tezker-i senâveri takdim kılındı. 4 Rabiulahir 1309 / 26 Eylül 1307

Sadrazam

Cevat

Ma’ruz-ı çaker-i kemineleridir ki

Reside-i dest-i tazim olup meltuflarıyla manzur âli buyrulan işbutezkire-iSadâret-penâhîleri üzerine mûcebince irâde-i seniyye-i cenâb-ı Hilâfet-penâhî münteallık ve şerefsudur buyrulmuş olmakla ol babda emr-u ferman hazret-i veliyul emrindir 6 Rabiulahir 1309 / 28 Eylül 1307

Serkatbi-i Hazret-i Şehriyarî

 

BELGE:

 

Bâb-ı Âlî

Dâire-i Sadâret

Âmedî-i Dîvân-ı Humâyûn

Devletlü Efendim Hazretleri

Kâhta Kazası kaymakamı Mustafa Efendi ile hanedan-ı mahalliyeden Sefer Ağazâde Osman Ağa’nın …ekdam ve gayretlerinden dolayı efendi-i mumaileyh Osman Ağa’ya kapucubaşılık rütbesi tevcihi hakkında Ma’muret’ül-aziz Vilayeti’nden keşide olunan iki kıt’a telgrafnâme leffen arz ve takdim kılınmakla ol babda her ne vecihle emir ve hazret-i padişahi müteallikveşeref-südurbuyurulur ise mantuk-ı alisi infaz edileceği beyanıyla tezker-i senâveri takdim kılındı. 4 Rabiulahir 1309 / 26 Eylül 1307

Sadrazam

Cevat

Ma’ruz-ı çaker-i kemineleridir ki

Reside-i dest-i tazim olup meltuflarıyla manzur âli buyrulan işbutezkire-iSadâret-penâhîleri üzerine mûcebince irâde-i seniyye-i cenâb-ı Hilâfet-penâhî münteallık ve şerefsudur buyrulmuş olmakla ol babda emr-u ferman hazret-i veliyul emrindir 6 Rabiulahir 1309 / 28 Eylül 1307

 

1 Paylaşımlar

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir