MAZİYE YOLCULUKLAR – 229 / ATEŞ DÜŞTÜ YÜREĞİMİZE

MAZİYE YOLCULUKLAR  – 229

 

ATEŞ DÜŞTÜ YÜREĞİMİZE

 

Nusret Cantekin’e Sevgilerimle

 

Ecel kapımızı hep erken çaldı,

Genç canlarımızı koparıp aldı,

Kadir, Mehmet, Kemal, Emin, Nusret ah!

Ayrılık yüreğe kor ateş saldı…

5 Haziran 2016 Pazar günü seni yitirdik Nusret’im…

Bir yıldız gibi kaydın gittin bu dünyadan.

Yüreği güzel canım. Gençtin. Merttin. Cömerttin.

Arkadaş canlısı eşi bulunmaz bir insandın.

Boynu bükük bir eş ve beş çocuk bıraktın geride: Burhan Deniz, Berat, Yusuf, Barış ve Efe babasız kaldı.

Yiğit annen, ağabeyin Sadık, Kardeşin H. Yusuf ve kız kardeşlerin aileni kimseye muhtaç etmez.

 

Sabahın altısında mezarındaydım. Taze toprağına sarıldım. Ağladım Nusret’im. Hüngür hüngür ağladım.

Ecel kapımızı hep erken çaldı.

Yan yana mezarlarda yatan gençlerimize ağladım.

25 yaşında vefat eden Kadir Amcanın, 34 yaşında vefat eden Emin Amcanın mezarlarına sarılıp ağladım.

21 yaşında vefat eden ağabeyim Mehmet Cantekin’in mezarına sarılıp ağladım.

24 yaşında vefat eden kuzenin Kemal Evci’nin mezarına sarılıp ağladım.

Annem ve babama olan hasretimi gidermeye çalıştım.

Deden Hasan dayıma, Mehmet dayıma, Hamit dayıma, Kerim dayıma içimi döküp ağladım.

Kerim dayımla seni konuştuk Nusret… Senin güzelliğini konuştuk.

Yaralı yüreğim sabah sabah Kâhta Mezarlığında kan ağlıyordu. Gözlerimin yaşı mezarlarınızı suluyordu.

 

Belediye taziye evinde senin için Kur’an okundu. Fatihalar okundu.

Kardeşlerin, çocukların, yeğenlerin, akrabaların gelen misafirleri saygıyla karşılayıp saygıyla uğurladılar.

Çok sevenin varmış Nusret’im.

Herkes senin insanlığını övüyordu.

Türk Petrollerinde birlikte çalıştığın arkadaşların çeşitli illerden cenazene gelmişlerdi.

“Nusret, bize hakkını helal et” demişti iş arkadaşların.

Seninle gurur duydum Nusret’im.

İmam, cemaate” hakkınızı helal ediyor musunuz” diye sorduktan sonra “Nusret bize hakkını helal etsin,” demiş.

Sen ne güzel insandın canım Nusret’im.

Arkanda söylenen güzel sözler, acıma merhem gibi geldi.

Nur içinde yat. Huzur içinde yat güzel yürekli Nusret’im.

 

Sevgili Nusret, seninle son telefon konuşmamızı kelime kelime hatırlıyorum.

Hep olumluydun. Yapıcıydın.

Güzellikten yanaydın.

İyilikten yanaydın.

İnsanlıktan yanaydın.

Sevgi doluydu yüreğin. Merhamet abidesiydin.

 

Sevgili Nusret, oğlun Burhan Deniz’le sizin evinize gittim. Annenle sarıldık. Ağladık. Kız kardeşlerin gelmişti. Birlikte ağladık.

Tüm akrabalar, komşular oradaydı.

Annen benden metin çıktı. “Ağlama” diyordu bana. “Nusret’imin beş çocuğu var. Onlar babalarının yerini doldurur. Ağlama Mahmut” diyordu.

Sandalye getirtti. Beni oturttu. Benim ona moral vermem gerekirken annen bana moral veriyordu.

Ben annene “Hafi Çayı” (Dağlı Gaffure) derdim.

Dağlı Gaffure dağ gibi kadın çıktı. Babanız gurbet ellerinde çalışırken anneniz sizi korudu. Okuttu. Büyüttü. Kimseye muhtaç etmedi. Sizi evlendirdi. Ev sahibi yaptı.

Ben inanıyorum ki annen, kardeşlerin, aileni, çocuklarını kimseye muhtaç etmezler.

Allah Hafi Çayı’ya, kardeşlerine, çocuklarınıza uzun ömür versin. Kuvvet versin. Sabır versin.

 

Sevgili Nusret, akşam iftardan önce senin için mevlit okutuldu. Beş yüz kişiye iftar verildi. Çocukların, yeğenlerin sürekli çay servisi yaptılar. Aslanlar gibi misafirlere hizmet ettiler. Onlarla gurur duydum. Hepsinin gözlerinden öperim.

Kâhtalıların en sevdiğim huyu acılı günlerinde hemşerilerini yalnız bırakmazlar.

Acımızı paylaşan bütün insanlara sevgilerimi saygılarımı sunarım.

Allah hepsinden razı olsun.

Canımızdan candın Nusret.

Yüreğimize ateş düştü.

Yeğenlerin senin öldüğüne inanmamışlar. “Dayımın yüzünü görmek istiyorum” diye ağlamışlar. Cansız bedenini görünce inanmışlar.

Yasın tutuluyor Nusret’im. Arkanda sel gibi gözyaşı akıtıyor seni sevenler.

Ağıt yakıyor yüreği yanan canların.

Nur içinde yat.

Kâhta Mezarlığı genç yaşında seni kucakladı. Bağrına aldı.

Bana taze toprağına sarılıp öpmek kaldı.

Bana gözyaşlarımla mezarını sulamak kaldı.

Bu yaralı yüreğim acınıza dayanmıyor artık.

Hayallerinle birlikte toprağa gittin.

Seni çok sevmiştik. Seni çok özleyeceğiz.

Sen bize güzellikler sundun. Alın teri dökerek ekmeğini kazandın. Sevdiklerinle paylaştın.

Payımıza düşen ayrılık, acı ve hasret!

Seni unutmayacağız Nusret!

Bize hakkını helal et!

Işıklar içinde yat.

0 Paylaşımlar

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.