MAZİYE YOLCULUKLAR – 233 / TEKEL BAYİ

MAZİYE YOLCULUKLAR  – 233

 

TEKEL BAYİ

 

ÇATKUYU KÖYÜ ANILARI–2

           

            Muhtar Mehmet Okumuş, Çatkuyu Köyünün saygın kişilerinden biriydi. Kişiliği oturmuş, sözü dinlenir bir insandı. Eğitimcileri seven, yurdunu seven, bilinç seviyesi iyi olan bir köylüydü. Kavga-gürültüyü sevmeyen efendi, sakin kişilikli bir insandı.

            Mehmet Okumuş Ağabeyi çok severdim. Saygı duyardım. Eşi Ayşe abla da çok iyi bir kadındı. Evine her gittiğimde bir evladı gelmiş gibi davranırdı. Ben de onları annem babam gibi görürdüm. Bir gün olsun saygıda kusur etmedim. Hep saygı gösterdim.

            Sinanpaşa ilçesinde Cuma günleri Pazar kurulurdu.

            Çatkuyu Köylüleri, çevre köylüler gibi Cuma günü ilçeye giderlerdi.

            Muhtarın oğlu Kadir Okumuş’un traktörünün römorkuna köylüler dolar, ilçeye gider, alışveriş yapar dönerlerdi.

            Sinanpaşa’ya giden dostlardan birine para verdim. Evim için çay almasını rica ettim.

            Pazara giden köylüler döndüler. Bana çay alacak arkadaş, çay bulamadığını söyleyerek verdiğim parayı iade etti.

            Ecevit Hükümeti iktidardaydı. Büyük patronlar hükümeti yıkmak için ürettikleri malları depolarında stok yapıyor, piyasaya sürmüyorlardı. Küçük esnaf aldıkları malları tanıdıklarına veriyordu. Ayrımcılık yapıyorlardı.

            Ülkede birçok malda kuyruk oluşuyordu.

            Devletin Tekel aracılığı ile sattığı çayı bile bulamaz olmuştuk. Bakkallar herkese çay satmıyorlardı. Özel sektöre çay satış izni o yıllarda verilmemişti.

            Ben çaysız kalmıştım.

            Çay bulabilirim umudu ile bir sonra ki Cuma günü, Kadir Okumuş’un traktörünün römorkuna binen köylülerin arasında, Sinanpaşa’ya gittim. Sevgili Mehmet Okumuş Ağabey de bizimle birlikte ilçeye gelmişti.

            Mehmet Ağabeyle birlikte kaç bakkala girdikse, çay yok dediler. Hatta bazı bakkallar Mehmet ağabeye utanmazca laf attılar:

            — Sen CHP’lisin. Git Ecevit sana çay versin, dediler.

            Mehmet Okumuş ağabey, onlara gereken cevabı verdi.

            Benim çok zoruma gitti. Öğretmendim. Yabancıydım. Yine de onlara cevap vermek istedim. Mehmet Ağabey beni susturdu. Başıma bela almamı istemiyordu. Güzel insan, köyünün öğretmenini koruyordu.

            Ben, çay sorununu çözmek için düşünmeye başladım. Kendimce bir çare buldum:

            — Mehmet Ağabey, köyümüzde bakkal yok. Sen Tekel bayiliği için müracaat et. Sana Tekel bayiliği verirler. Benim, senin, köylünün çay sıkıntısı kalmaz.

            Mehmet Ağabey bana baktı. Ciddi olduğumu anlayınca cevap verdi:

            — Hoca ben Tekel bayiliği yapamam. Köylüye çay verip para isteyemem. Veren olur, parası olmayıp veremeyen olur. Peşin alıp borca verirsem zarar ederim. Ben yapamam. Hoca sen bu işi yap. Köylü sana para verir.

            Mehmet ağabeye baktım. Gülümsedim:

            — Mehmet Ağabey, ben devlet memuruyum. Bana Tekel Bayiliği vermezler. Verselerdi o bakkalların ağız kokusunu hiç çeker miydim?

            Düşünmeye başladım. Bu işe bir çare bulmam gerekirdi.

            Mehmet Ağabeye yeni bir teklif yaptım:

            — Mehmet Ağabey, senin adına tekel defteri alalım. Tekelin parasını ben vereyim. Çayı köylüye ben dağıtayım. Kârı senin, zararı benim olsun. Kabul ediyor musun?

            Rahmetlik Mehmet Ağabey bu işte kararlılığımı anladı. Gözümün içine baktı. Tane tane cevap verdi:

            — Hoca, ben tekel defterini alırım. Sana teslim ederim. Kârı da senin, zararı da senin. Sen çayı alırsın. Hem kendi çay ihtiyacını karşılarsın. Hem de bizim köylülerin çay ihtiyacını karşılarsın. Demirelci bakkalların ağız kokusundan kurtuluruz.

            Kabul ettim. Tekel müdürlüğüne gittik. Dilekçeyi verdik. İşlemleri bitirdik. Tekel defterini Mehmet Okumuş adına aldık. Parasını verip çayımızı da aldık.

            Traktörün yanına geldik.

            Köylüler bizi bekliyordu.

            Mehmet Ağabey köylülere seslendi:

            — Çay bulamayanlar Hocamızdan çay alabilirler. Kimseye mihnet etmeyin. Köyümüzün Tekel Bayi Mahmut Hocadır.

            Yörük kardeşlerim ve ben çay bulma sıkıntısını artık çekmedik.

            Sen çok güzel insandın Mehmet Okumuş Ağabey. Çok değerliydin. Seni yaşadığım müddetçe saygıyla anacağım.

            Allah’ın rahmeti senin ve Ayşe ablamın üstüne olsun. Nur içinde yatın.

0 Paylaşımlar

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir