MAZİYE YOLCULUKLAR–252/ KİTAP DÜŞMANI KİTAPSIZLAR

MAZİYE YOLCULUKLAR–252

 

KİTAP DÜŞMANI KİTAPSIZLAR

 

İlkokulu dördüncü sınıfa kadar Kubilay İlkokulunda okudum.     Öğretmenlerim Satılmış Bektaş, Kayserili Mehmet Paşabeyoğlu ve Adıyamanlı M. Ali Açıkgöz’dü.

Dördüncü sınıfın yarısında Kâhta’ya yapılan ikinci ilkokul olan Atatürk İlkokuluna gönderildik. Okul yeni bitirilmişti. Bahçe duvarı yoktu.

Yanılmıyorsam Mehmet Çolak sınıf öğretmenimiz oldu.

Okul Müdürü Hacı Demirel’di. Din dersimize geliyordu. Derslerini hiç unutmam. Kâhta’daki Nurcu hareketin önderlerindendi.

İlkokulda bizim kitap okumamızı teşvik eden öğretmen olmadı. Öğretmenlerimin elinde bir kitap görmedim.

Öğretmenliğimde; birinci sınıftan alıp beşinci sınıfa kadar öğrenci okuttum. Öğrencilerimin okuduğu kitapların özetini çıkardıkları defterleri vardı. Bu defterler yıl bitse de atılmazdı. İlkokul bitene kadar en az okuyan öğrencim üç yüz, diğerleri dört yüze yakın kitap okurdu. Sınıf kitaplığım zengindi. Öğrencilerime okumayı sevdirmesini bilirdim. Kitaplığımı bütün öğrencilerim görmüştü. Okuduğumu bilirlerdi.

 

Ortaokul yıllarında İclal Fiş Türkçe öğretmenimizdi. İyi bir öğretmendi. Türkçe okumayı ve yazmayı bize sevdirmeye çalışıyordu. Türkçe anadilimiz değildi. Okumakta ve yazmakta zorlanıyorduk. Kitap özeti çıkarmaya, güzel kompozisyon yazmaya başladım. İclal öğretmenimin emeğini unutamam.

Ağabeyim Mehmet Cantekin İstanbul’da üniversitede okuyordu. Kâhta’ya her gelişinde yanında kitap, dergi ve gazete olurdu.

Ağabeyim sayesinde o yıllarda daha çok okumaya başladım. Günlük yayınlanan bir gazetenin abonesi oldum.

Ortaokul üçüncü sınıfta Yaşar Kemal’in İnce Memet romanını okudum. O gün Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay Kâhta’ya gelmişti. Arkadaşlar karşılamaya giderken, beni de çağırdılar. İnce Memet Cevdet Sunay’dan daha çekici geldi. Okumaya devam ettim. Gitmedim.

Besni Öğretmen Okulunu kazanınca, okuma alışkanlığım daha çok gelişti. Edebiyat öğretmenim sevgili Mehmet Akıncı’nın büyük katkısı oldu.

Besni’de Dumlupınar okuluna yakın, Araban yolunda, sokağın tam köşesinde bir kitapçı dükkânı açıldı. Öğrenci evimin yolu üstündeydi. Her eve gittiğimde kitapçıya uğrardım. Harçlığımdan, ekmek paramdan keser kitap alırdım.

Öğretmen okuluna iki yeni öğretmen geldi. Denizlerin eyleme başladığı günlerdi.

Bu gerici öğretmenler yüzde doksan belli bir hareketin militanlarıydı. Okula gelmeleriyle provokasyonlar başladı.

En son okula bir afiş astılar. Astıkları günün akşamı afiş indirildi. Tuvalette yakıldı.

Sabah okula gittiğimde, her taraf polis ve jandarma kaynıyordu. Olay çok büyütülmüştü. Adıyaman valisi Besni’ye gelmişti.

Herkesin gözü benim üstümdeydi. Ben de sıramda oturmuş bekliyordum.

Müdür odasında öğrencilerin ifadeleri alınıyordu. Benim aleyhimde delil topluyorlar diye düşünüyordum. Olayı bana yıkmaya çalışacaklarını biliyordum.

Ağabeyim Mehmet Cantekin vurulduğundan beri Besni’deki her eylemde ben gözaltına alınıyordum. Emniyete götürülüyordum.

On yedi yaşına yeni girmiştim. Beni hedef seçmişlerdi. Başlarına gökyüzünden taş düşse benden biliyorlardı.

Hareketli, heyecanlı, korkusuz bir gençtim. Sözümü de esirgemiyordum. Bunun da hedef seçilmemde etkisi vardı.

İki saat diğer öğrencilerin ifadesi alındı.

Beni çağırdılar. Polis arabasına bindirdiler. Emniyete götürdüler.

Falakaya yatırdılar. İlk defa falakaya giriyordum. Bir iki saat balta sapıyla, copla dövdüler. Yorulunca ara verdiler. Beni nezarete götürmeden önce uyardılar:

— Yarım saat düşün. Nasıl yaptığını anlatmazsan daha çok dayak yersin, dediler.

Gece saat yirmi ikiye kadar falaka devam etti. Kabul etmedim. Falakadayken bir ses duydum:

— Çocuğu sabahtan beri dövüyorsunuz. Yapsaydı kabul ederdi. Yeter artık.

Bağıran Besni Belediye Başkanı Mehmet Uslu’ydu. Beni işkencecilerin elinden aldı. Dışarı çıkardı. Arkadaşlar bekliyordu. Kollarıma girerek beni eve götürdüler.

Sabah arkadaşlar haber getirdi:

— Seni okuldan atmışlar. İlişiğini kesmişler.

Bir gün sonra eşyalarımı, üç yüz kitabımı alarak Kâhta’ya döndüm.

Bir hafta sonra Besni’ye gittim. Akşamüstü berber Hacı Çakmak’ın dükkânında iken tutuklama kararımın çıktığını öğrendim.

Arkadaşlar aralarında yüz lira toplamışlar. Bana verdiler. Kaç dediler.

Akşam olmuştu. Yağmur yağıyordu.

Gölbaşı’na doğru yürümeye başladım. Kör karanlık geceydi. Yol şoseydi. Yolun kenarında taşlar vardı. Taşlara basınca yoldan çıktığımı anlıyordum. Yaya Gölbaşı’na vardım. Bir tankerle Gaziantep’e gittim. Oradan Ankara’ya geçtim. Gurbet başladı.

 

Beni yakalamak için Kâhta jandarması babamın evini basar. Babam işyerine gitmiş. Evde annem ve kız kardeşlerim var.

Evimizin ön ve arka sokak kapıları yumruklanır. Evimiz iki katlıydı. Annem pencereden bakar. Jandarmaları görür. Kapıyı açmaz.

Besni’den getirdiğim kitaplara koşar. Kız kardeşlerimle birlikte mutfakta ocağa dökerler. Üzerine gaz yağı tenekesini boşaltırlar. Ocaktakiler yanarken diğer kitapları da getirir, alevlerin üstüne atarlar.

Tek malım mülküm olan kitaplar ocakta cayır cayır yanar…

Evin bacasından alevler gökyüzüne doğru yükselir.

Komşular yangın var diye evimize koşarlar. Evimizin kapılarının açıldığı iki sokakta jandarma ile karşılaşırlar. Jandarmanın kapımızı yumrukladığını görürler. Geri dönerler.

Annem kitapların hepsinin kül olmasını inatla bekler. Kapıyı açmaz. Kitaplar kül olunca gider kapıyı açar.

Komutanın ilk koştuğu yer ocağın bulunduğu mutfaktır. Ocakta küllerin arasında suç unsuru arar. Küllerin altında yarım yanmış bir kitap bulur.
Annem telaşlanır. Külleri karıştırdığı değnekle Başçavuşun elindeki kitaba vurur. Ateşin üstüne düşürür.
İşin ilginç yanı kitapların arasında tek bir tane yasak kitap yoktur.
Öğretmen okulunda okurken aldığım Dünya klasikleri, Türk yazar ve şairlerinin kitaplarıdır. Dini konuları araştırdığım din kitaplarıdır.

Yıllar sonra annemin kitaplarımı yaktığını duyunca ağladım. O kitapları aldığım bazı günler yemek bile yememiştim.

 

3 Ekim 1971 yılında Ankara’da, Bülbül Deresi Caddesi 99/ ı numaralı Doğu Perinçek’in tuzak dairesine gittim. O evde benden önce yirmi sekiz kişi yakalanmıştı. Bana verilen o adrese gittim. Polisler içeride bekliyordu. Yakalandım.

Ankara Emniyetinin yedinci katında 14 gün meşhur işkenceci Ümit Erdal tarafından her türlü işkence yapıldı. 14 gün her işkence sonrası sandalyede oturttu. İki tarafımda polisler oturuyordu. Uyutmuyorlardı. 14 gün uykusuz kaldım.

Dışkapı’da bir ay gözaltında kaldım. Tutuklanıp Mamak’a götürdüler. Deniz Gezmiş ve arkadaşları ön hücrelerde kalıyorlardı. Ben altıncı koğuştaydım. Bizim koğuşun penceresi Denizlerin havalandırmasına bakıyordu. Tahliye olana kadar Deniz ağabeyle her gün sohbet ettim.

Kitap okuma sevdam bitmedi. Haftada iki bin sayfa kitap okuyordum. 12 gazete koğuşa geliyordu.

 

Tahliye olduktan aylar sonra Siverek’te yakaladılar. Diyarbakır ceza evine götürdüler. Orada iki yıla yakın kitap okumaya devam ettim.

Diyarbakır’dan Mamak Ceza evine götürdüler.

1974 Ecevit Affına kadar Mamak Ceza evinde kaldım. Kitap okumaya devam ettim. Kitap okuma sevdası yüzünden hayatımın en büyük fırsatını kaçırdım. Konservatuvar hocası Sarper Özsan benim çok güzel şiir yazdığımı, bağlama öğretmek istediğini söyledi. Kabul etmedim. Pişmanım.

Af çıkınca Kâhta’ya döndüm. 1975 yılının Kasım ayına kadar kitapçılık yaptım. Kitap okumaya devam ettim. Kasım ayında askere gittim.

1977 yılında askerlik dönüşü yine kitapçılık yaptım. Okumaya devam ettim.

1979 yılında Adıyaman’ın bir köyünde öğretmenlik yaptım. 1979 Mart ayında Afyon’a tayinim çıktı.

Adıyaman’dan gitmeden önce dört büyük çuval kitabı toprağa gömdüm.

12 Eylül 1980 Darbesi olunca kitaplar orada kaldı. Kırk bir yıldır kitaplar toprağın altındadır. Ben o tarafa gitmedim. Oradaki bütün böcekler filozof olmuşlardır.

Annemin yaktığı kitapların on katı kitap toprağın altında bekliyor.

Afyon’da kitap almaya ve okumaya devam ettim.

 

1982 Ekim ayında Afyon’da okuldan beni aldılar. 9 gün Afyon Sıkıyönetimde bekletildim. Adıyaman’dan polisler geldi. Beni Adıyaman’a Pirin işkence hanesine götürdüler. 45 gün kitap okumanın cezası olarak işkence gördüm.

Tutuklandım. Adıyaman Ceza evinde yine kitap okudum.

Tahliye oldum. Öğretmenlikten atıldım.

Afyon’da, İstanbul’da yaşadım. Mersin’e yerleştim. Yine kitap aldım. Okudum.

1991 yılında davayı kazanarak göreve döndüm.

Bir yıl Afyon’da görev yaptım. Bol bol kitap aldım, okudum.

Lice’ye tayinim çıktı. Gittim. İki yıl çocuklarla Lice’de kaldım.

Lice’nin birinci yakılışında herkes taşındı. Ben inat ettim, taşınmadım.

Lice’nin ikinci yakılışından sonra kitaplarım, bir küçük tüp, küçük radyo, yatak, yorgan biraz kap-kacak bırakarak evi ve çocukları Mersin’e geri götürdüm.

Tek başıma kaldım. Televizyon yoktu. Hafta’da en az on kitap okuyordum. Özetlerini yazıyordum. Sabah erken kalkıyordum. Çay demliyordum. Okul saatine kadar okuyordum. Saat üçü on geçe okuldan çıkardım. Öğrencilerimden Bilgin çarşıya gider alışverişimi yapar gelirdi. Bir şeyler yedikten sonra okumaya başlardım. Her gece saat bire kadar okumaya devam ederdim.

Mersin’e tayinim çıktı. Kitap almaya ve okumaya devam ettim. Evimin bir odasına kitaplık yaptırdım.

Yakılan, toprak olan, okumak için alınıp geri getirilmeyen kitaplar benim yüreğimi yaktı.

Elimde sekiz bine yakın kitabım var.

Şimdi eskisi gibi her ay düzenli kitap almıyorum.

Eskisi gibi şu konuyu araştırmam lazım deyip yüzlerce kitap alma ve okuma gereği duymuyorum.

Kitap düşmanı kitapsızların değer görmesi beni tiksindirdi.

Bilgili insanların cezalandırıldığı bir çağ, zoruma gidiyor…

Yine de en iyi arkadaşlarım kitaplarımdır.

 

 

 

 

 

 

 

1 Paylaşımlar

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir