MAZİYE YOLCULUKLAR–253 / BAYRAM GELMİŞ DİYORLAR

MAZİYE YOLCULUKLAR–253

 

BAYRAM GELMİŞ DİYORLAR

 

Uyandım.

Başucumda, yastığımın altında ucuzundan da olsa ne gömlek-pantolon vardı, ne de yeni siyah lastikler.

Annemin mutfaktan sesi gelmiyor. Ocakta meşe odununun üstünde koca kazanda bol etli sulu yemek pişmiyor.

Orta boy leğende pilav dinlendirmeye bırakılmamış.

Hoşaf kazanının kapağı kapalı bir kenarda bekletilmiyor.

Onlarca yufka ekmek, sofra bezi üstünde sulanmış hazır durmuyor.

Kardeşlerim heyecanla yeni elbiselerini giymeye uğraşmıyorlar. Tatlı telaşlarından eser yok.

Köylerinden bayram namazına gelen babamın dostlarından on-on beş kişi için misafir odamıza “BAYRAM YEMEĞİ”  sofrası serilmemiş.

Yemek sırası bize ne zaman gelecek diye babamın dostlarının sofrasını, rahatsız etmeden ara sıra kontrol etme şansımız yok.

Yemekten sonra misafirlerimizin ellerini öpüp bayramlarını kutlamak için sıraya girecek kardeş yok bu sabah evimde…

“Bayram Yemeği” için sofraya oturup aceleyle kaşık sallayacak kardeş yok.

Erkek kardeşler babamızla birlikte mezara gitmek, yolda karşılaştığımız tanıdıkların bayramlarını kutlama şansımız da yok.

Mezarlık yolunda kadın, erkek ve çocukların kümeler halinde mezarlığa yürüdüklerini görme olanağım yok.

Mezara girişte hep birlikte ellerimizi açıp rahmetli olanlar için Fatiha okuma, Fatiha için açılan elleri izleme hazını duymak olanağı da yok artık.

Babamla birlikte tanıdıklarımızın mezarında Kuran okuma güzelliği mazide kaldı.

Bayram kutlamalarında harçlık biriktirmek yok. Kiralık bisikletle Kâhta’nın sakin sokaklarında pedal çevirmek, surat yapma gayreti yok.

Para harcama, kaç lira kaldı hesabı yapma yok.

Kızların Demirci dükkânlarının arkasındaki ağaçlık alanda toplanması, salıncaklar için ağaçların sağlam dallarında evde elle örülmüş sağlam ip (verıs) sarkıtma heyecanını izlemek yok.

Genç kızların salıncakta gökyüzüne süzülmelerini, mutluluklarını görme de mazide kaldı.

Bayram ziyaretleri, her evde muhakkak çayın yanında getirilen bayram kahkeleri, peksimetler bana hayal oldu.

Sokakları güler yüzleriyle güzelleştiren mahallemin çocukları, sınıf arkadaşlarım yok.

Bir baba gibi şefkatle bayramımızı kutlayan komşular ve akrabalar yok.

Uyandım.

Yalnızım.

Televizyon ekranında baylar, bayanlar bayram gelmiş diyorlar.

Bayram heyecanı yok. Annem yok. Babam yok. Güzel komşular yok. Çocukluk arkadaşlarım yok.

Dışarıda Korona virüs, evde hüzün var. Mazinin güzel günlerine özlem var…

Bayram gelmiş diyorlar. Desinler. Adam bulurlarsa şeker versinler.

Şekerimiz, çikolatamız kâsede, dolapta karalar giyinmiş yas tutuyor…

 

0 Paylaşımlar

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir