MAZİYE YOLCULUKLAR – 46 – SEÇİM

MAZİYE YOLCULUKLAR -46

SEÇİM

Sabah akşam televizyonlarda seçim haberlerini izliyorum…

Partiler tarafından kiralanmış büyük küçük araçlar, monte edilmiş ses aygıtları ile propaganda yerine gürültü kirliliği yapıyorlar…

Ülkeyi yönetmeye talip olanların büyük çoğunluğu yıllardır siyaset arenasında tanıdığımız, bu güne dek bu ülkeye hiçbir şey vermemiş simalar… Hatta siyasetin yozlaşmasında başrol oynamış kişiler…

Ülkenin kalkınmasını sağlayacak ciddi projeler yerine her seçimde duyduğumuz “cek- cak balonları” seçim meydanlarında gökyüzüne doğru yükseliyor…

Ozon tabakasının açılmış deliğinden yitip gidiyor…

Politik atışmalar, tartışmalar Hacivat Karagöz tiplemesinin konuşmalarının seviyesinin çok altında seyrediyor…

Bazen gülüyorum…

Bazen de bir seçmen olarak aptal yerine konulduğumuz için üzülüyorum…

İpsiz iplerde vaatler diziliyor…

Yalan rüzgârında kirli çamaşırlar uçuşuyor…

Ortalık “ vatan kurtaran şaban” tipleri ile doldu…

Her birinin elinde sanki mucize yaratan bir asa, meclise girip sorunlara bir dokunsa hepsi çözülecek…

70 milyon vatandaş sanki mazot içecek:

Mazot 1 YTL olacak…

Mazot 1 YTL’den de aşağı olacak…

Hamilelik üç aya inecek, diyecekler…

“Yurtta sulh, cihanda sulh” sözü rafta, üstüne kalın örtüler örtülerek unutturulmaya çalışılıyor…

Bugün çoğunun dilindeki vecize: “Yurtta savaş, cihanda savaş”

Meydanlarda, ekranlarda komutan kesilmiş siyasetçiler…

Miğferi, matarası, ok torbası, tam tam müziği eşliğinde kılıçtan keskin nutuklar…

Oya alet edilen ülke güvenliği sorunudur… Bu da kültür seviyemizin göstergesidir…

Daha dün ülkede bu tip siyaset yapanların çıkınlarında, örtülü ödeneklerin parası çıktı…

Çocuklarına gece kulüplerinde askerlik yaptırdıklarını hepimiz gazetelerde okuduk…

Kültür seviyesi düşük seçmenler, kısır siyaseti ve beyni kısır siyasetçiyi devre dışı bırakamıyor…

Kısır beyin kavgaya tutuşuyor ve kargaşa üretiyor…

Çözüm üreten beyinler sorunları çözebilir. Ülkemizin kalkınmasına katkıda bulunabilirler… Ülkemizi çağdaş medeniyetler seviyesine çıkarabilirler…

Kendileri ile barışık olmayan insanların kafaları karışık olur… Kafa karıştırmayı da marifet sayarlar…

Yüzyıllar önce Pir Sultan Abdal şu dizeleri yazmıştı:

Koyun olduk söz dinledik,

Sürüye saydılar bizi…

Koyun değil insanız… Bu seçimde duygularımız ile beynimiz kol kola girse ve birlikte karar verse daha iyi olmaz mı?

Bu ülkede kan gözyaşı artık dursun…

Bütün güller, güzel kokularıyla yurdumuzun havasına mis kokular saçsalar daha doğru olmaz mı?

Mazide kalmış ve bende iz bırakan birkaç seçim anımı sizinle paylaşmak istiyorum…

DURSUN ÇAVUŞ

1970 yıllarında Besni Öğretmen okulunda öğrenciydim.

Seçim çalışmalarının yoğunlaştığı günlerdi…

Bir hafta sonu Kâhta’ya gitmeye karar verdim…

Besni’den Adıyaman’a gittim… Atatürk heykelin karşısındaki bir kahvede büyük bir kalabalık gördüm… Merak ettim… Bir adam masaya çıkmış propaganda yapıyordu… Büyük kalabalık alkışlıyor ve yaşa – var ol diye bağırıyorlardı…

Yanımda duran kişiye konuşanın kim olduğunu sordum. Belediye başkan adayı Dursun Çavuş olduğunu söyledi… Kâhta yolunda, garajın yanında Dursun Çavuş camisini yaptıranın bu şahıs olduğunu ekledi…

Kalabalık seçimin nimetlerinden olan çay, lahmacundan bedava faydalanıyordu…

Seçimin bitiminde Dursun Çavuş’a 3 oy çıkmış…

Dursun Çavuş Adıyaman ve çevresinde dilde düşmeyen ve unutulmayan meşhur sözü patlatmıştı:

Babo bir oy benim! Bir oy benim avradın! Ya üçüncü oyu hangi n’suz bana vermiş…

RAMAZAN AYDIN

Ramazan Aydın üniversite bitirmiş, mühendis olmuş bir Kâhtalıydı…

Tanınmış, sevilen bir esnafın çocuğuydu…

Aile çevresi ve akrabaları çoktu…

Hiçbir siyasi partiyle ilişiği yoktu…

Bir Belediye seçimi zamanında Kâhta’ya geldi. Bağımsız aday oldu…

Seçimi ilköğretim mezunu olan aday kazandı…

Mühendis Ramazan Aydın yanlış hatırlamıyorsam 39 (otuz dokuz) oy aldı… Kâhta’dan ayrıldı. O günden sonra görmedim…

BEN İŞİNİ BİLMEYEN SİYASETÇİYİM

Kâhta’da Cantekin Kitapevini çalıştırdığım yıllarda ben ve arkadaşlarım bir belediye başkan adayına destek verdik… Bizim destek verdiğimiz aday kazandı…

Seçimden bir hafta sonra sevgili belediye başkanımız beni çağırdı… Çalışmalarımızdan dolayı teşekkür etti…

Ekledi:

—Ne istersin?

Ben ne isteyebilirim diye düşünmemiştim…

İlk aklıma gelen iki isteğimi söyledim:

—Yabancı öğretmen ve memurların oturacakları düzgün bir memur lokali yok… Belediyenin üstündeki kahveyi lokal olarak ilçemizde görev yapanların oturacağı bir mekân olarak birine verin, çalıştırsın. Belediye parkının içinde bulunan yeri de gençlerin oturacağı bir yer haline getirelim… Gençler kahve köşelerinden kurtulsun… Bu iki şey memur ve gençleri memnun eder…

Belediye başkanı şaşırmıştı.

Bana bir hoş baktı:

Cantekin sen kendine ne istiyorsun?

Bu kez ben şaşırdım.

Başkanın gözlerine baktım:

Ben kendim için bir şey istemiyorum, dedim.

Teşekkür ettim, ayrıldım…

Sonradan öğrendim ki bazı insanlar belediye garajını çalıştırmak için istemiş…

Bazıları belediyenin odun satış işini almış…

O dönem çimento satışını belediyeler yapardı… Bazıları da çimento işini almış…

Herkes getirim peşindeymiş…

Geç de olsa öğrendim ki bu ülkede siyaset, inançtan çok mide için yapılıyormuş…

Saflar yoruluyormuş, uyanıklar deveyi bütünüyle mideye yolluyormuş…

Her seçimde yalan bombardımanlarından ortalık toz duman olur…

Bu toz dumanda aklımızı kullanmamız zorlaşır…

Yine de her seçimde çok düşünerek oy kullanmalıyız diye düşünüyorum…

Yanlış insanlara verdiğimiz oylarla vicdanımız sızlar…

0 Paylaşımlar

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir