MAZİYE YOLCULUKLAR – 68 – OSMAN BAKIRCIOĞLU–2

OSMAN BAKIRCIOĞLU–2

 

Yaşadıkları vahşeti bir gün olsun dile getirmediler…

Bu insanların ne acılar çektiklerini, bu insanların başından geçenleri cesur insanların kitaplarından elli yaşımı geçince öğrendim…

 

            Okul kitaplarından, bu insanların babalarından, dedelerinden önce silahlarının toplandığını öğrenemedim…  

            Babalarının, dedelerinin amele taburuna götürüyoruz diye ölüme götürüldüklerini kimse bize anlatmadı…

            Kimse bize Telirian mahkemesine sunulan 15 Eylül 1915 tarihli ve Talat Paşa imzalı 3 numaralı belgeden söz etmedi…

 

            Ne yazıyordu belgede:

            “Halep Valisine,
           
“Daha önceden belirtilmiş olduğu gibi hükümetimiz, Cemiyetin (İttihat ve Terakki) emirleri gereği, Türk sınırları içinde yaşayan tüm mevzu bahis insanları yok edilmesi için karar almıştır. Bu karara uymayan bütün memurların görevlerinden derhal uzaklaştırılması. Bu durum ne kadar acı da olsa, mevzu bahis insanları var oluşuna, vicdan ve merhamet dikkate alınmadan, son vermek gerekmektedir.”

                Talat Paşa, Halep Valisine telgraf çekmiş: İnsanları vicdansızca ve merhametsizce öldürün, demiş…

                Elli yaşımdan sonra bu beldelerden haberim oluyor…

 

            Kimse bize Telirian mahkemesine sunulan 15 Eylül 1915 tarihli ve Talat Paşa imzalı 8 numaralı belgeden söz etmedi…

“Halep Valisine,
            
Amerikan hükümetinin, gizli yollarla bilgi toplatmak istediği öğrenilmiştir. Sürgünlerin güvenli bir şekilde sürdüğü kendilerine bildirilmiştir. Ancak ikna edilememiştir.  Mevzu bahis insanları şehir, köy ve kasabaları terk ettiği anlarda, dikkatleri çekecek olayların çıkmaması için, gerekli önlemleri alınız. Yabancı diplomatların ve görgü tanıklarının, bu olayların sadece “yer değiştirme” olduğuna inanmaları, şimdi ki politik durum nedeniyle çok önemlidir. Bu nedenle, dışarıya karşı çok dikkatli davranılması ve bilinen metotların, sadece ve sadece uygun yerlerde uygulanması. Yukarıdaki nedenlerden ötürü, bilgi toplamak isteyen, araştıran kişiler Talat Paşa Halep Valisine telgraf in derhal tutuklanıp, başka nedenler gösterilerek, Divan-ı Harbe sevkleri.”

Talat Paşa, Halep Valisine çektiği telgrafta ne diyor: İnsanları şehir, köy ve kasabaların içinde öldürmeyin… Amerikalılar görürler… Amerikalıların göremeyeceği uygun yerlerde öldürün… Uçurumlardan aşağı atın… Derelere, nehirlere atın… Herkesin göreceği yerlerde öldürüp başımızı ağrıtmayın…

 

 Yüzlerce, binlerce şifreli telgraf daha yeni gün yüzüne çıkıyor…

Günyüzü görmesin diye imha edilen, gizlenen binlerce şifreli telgraf daha var… Binlerce belge var…

 

Osman Efendinin babasının, amcalarının, eniştesinin, akrabalarının Cendere köprüsünde öldürüldüklerini başkalarının kitabından öğrendim…

Bu zulme dayanamayan dedesinin, kendini Fırat’ın kanlı sularına atarak hayatına son verdiğini de aynı kitapta okudum…

 

Osman Efendinin, yeğenleri ve kuzenleri ile birlikte hayatlarını M. Nuri Ağa ile evlenmeye razı olan Siranuş halasına borçlu olduğunu aynı kitap bana öğretti…

M. Nuri Ağa yaya yürütülen kafilenin önünü keser. Daha önce evlenme teklif ettiği ve kendisine verilmeyen, başkası ile evlendirilen Osman Efendinin halası Siranuş Hanıma tekrar evlenme teklif eder…

 

Aralarında şu konuşma geçer:

—Siranuş Hanım benimle evlen, evimin birinci hanımı ol.

—Ben kafile ile birlikte gideceğim.

—Sizin erkekleri öldürdüler. Kocanı öldürdüler. Bu kafileyi de ölüme götürüyorlar… Sizi de öldürecekler… Çok gençsin… İnat etme benimle birlikte gel.

—Seninle bir şartla gelirim. Seçeceğim çocukları da kurtarırsan seninle gelirim…

Siranuş Hanım kendi canının derdine düşmemiş…

Kurtaracağı çocuklar için kendini feda ediyor…

 

M. Nuri Ağa Siranuş’a cevap verir:

—Seç Siranuş. İstediğin çocukları seç.

Siranuş Hanım dokuz çocuk seçer…

Kendisi ile birlikte on kişi kafileden ayrılır…

M. Nuri Ağa ile birlikte giderler.

 

M. Nuri Ağa dokuz çocuğu değişik köylerde güvendiği insanlara teslim eder.

O insanlar bu çocukları ahırlarında saklarlar.

Dokuz çocuktan dördünün nazlı narin bedenleri zor koşullara dayanmaz. Ölürler…

Beş çocuk kurtulur…

Osman Efendi bu beş çocuktan birisidir…

 

Osman Efendi bunların hiçbirini çocuklarına, bize anlatmadın…

Seninle aynı acıları yaşayan insanlar da sustu… Onlar da anlatmadılar…

Siz o günleri yaşayanlar, kendi aranızda ve kapalı kapılar arkasında acılarınızı paylaştınız…

 

Adıyaman’dan kaç grubun yola çıkarıldığını daha tam tespit edemedim… Araştırmaya devam ediyorum…  

İki grubu ve sayılarını öğrenebildim…

 

Birinci gruptan yola çıkan 272 kişiden Halep’e ancak 128 i kavuşmuş… Diğerleri ölmüş, öldürülmüş…

 

 İkinci gruptan yola çıkan 698 kişilik başka bir Adıyaman gurubundan 327 kişi Halep’e kavuşmuş… Diğerleri ölmüş, öldürülmüş…

 

Osman Efendi, sizinkilerin kaçıncı gruptan olduğunu bize anlatsaydın, biz de öğrenseydik ne olurdu?

Neden hepiniz sustunuz?

Biliyorum… Yaşadığınız acılara bizleri ortak etmek istemediniz…

Bizi düşündünüz… Bizim de sizinle gözyaşı dökmemizi istemediniz…

 

Sizi anlıyorum…

Size hak veriyorum…

Sizin yaşadıklarınızı ben yaşasaydım anlatırdım, diyemiyorum…

0 Paylaşımlar

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir